| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Gizli Bahçe

yoruldum üzerine

O benim

''bir şeyimdi''

buna aşk desek herkes inanır

ama

iki kırık kalp

bir gül bahçesi

ve

kuş sesleri içinde

............

                                Y.Y.

sınav

    Birşeyler yazmak için her açışımda sayfayı önce kelimeler üşüyor üzerime sitemler ekleniyor yüreğimden dilime birbiri ardına.Yazmak istemiyorum o yüzden uzun zamandır.Ki uzun zaman oldu çok uzun zaman ellerinin sıcaklığını hissetmeyeli.Sesinle soluklanmaya alışmışken (alıştırılmışken) nefessizim epeydir insan kalabalığında. Alışmamalıydım biliyorum bende çok söyledim kendime ama bilirsin bazen söz geçiremiyor insan kendine hele sensen sözkonusu yüreğim mantığımla aynı dilden konuşmuyor.Ben demiştimlerine sıkı sıkıya kapalı kulağım mantığımın.Yüreğimse hala deli atıyor adın her dilime dolandığında. (Kaç kez gelir bir insan bir insanın aklına? kaç kez eser sevdiği yüreğinden diline , dilinden yüreğine)En çok seni özlediğimi söylüyorum hem sana hem kendime. Ve daha az söylemeye çalışıyorum seni sevdiğimi (hem sana hem kendime)Ki her söylediğimde içini çekişin en derin yarayı açıyor yüreğimde.Seni sevmekten vazgeçmeyi çok istedim çok denedim belkide en büyük başarısızlığım bu hayatıma dair.Hem en büyük armağan hem en büyük ceza senin sevgin benim için tanrının bana verdiği.Yüzün hep gözümün önünde birtanem senin kokunu taşıyorum kendimi daha iyi hissedebilmek adına. Neden böyle? neden böyle ?neden böyle? neden? neden cevaplayamadığımız bir sürü soruyla harmanlıyor hayat bizi.Bu bir sınavsa birtanem ve denenmişse sevgimiz yaradan tarafından merak ediyorum geçtik mi bu telafisi olmayan  sınavı?

öz

       Yine gri bulutlar toplanıyor tepemde.Ruhum bedenime inat benden çok uzaklarda.Güneş özlem burcundan çıkmıyor bir türlü.Duyamıyorum yakınunda kavuşmanın ayak seslerini.Bir bir yitirmeye başladım umutlarımı. Bağırıcam boğuluyorum diye ama biliyorum yine benden başka kimse duymayacak sesimi sen bile. Benim bildiğim rüyadan uyanır herkes gerçek yaşama , ama ben yanındayken rüyama uyanıyorum hayattan her defasında. Uzaklarda acıtırmış insanın canını be hayat ve öğrendim ki alışılmıyormuş bu acıya tüm direnmelerine rağmen. Suratındaki acı ifadesi gitmiyormuş yüreğinden bir başka yere. Bu mudur benim hayattan alacağım ders be birtanem sadece özlemlerini biriktirmek için mi geldim dünyaya. Kime neyi kanıtlamaya çalışıyorum yüreğimi bu kadar acıtarak?

doğum günü

   Eylülde bitiyor sevgili doğum günüme sadece 2 gün kaldı. Sensiz bir doğum günü daha geçecek, sensiz geçen yıllarıma bir yıl daha eklenecek. Yolun ortasına geldiğimi varsaymazsak çok da önemi yok benim için bu günün. Yüzümde hüzün olmasın diye daha az düşüneceğim seni o gün sadece o kadar. İnsanlar yaşlandığımı düşündüğüm için hüzünlendiğimi düşünsünler istemiyorum. (Demek ki hala insanların ne düşündüğünü umursuyorum. Bu kötü.) Aklıma beraber geçirdiğimiz doğum günüm geliyor onca sınavın ağırlığı altında ezilirken ne güzel kaçmıştık bir geceliğine de olsa. Mahvelde başlayan gün tabipler odasında devam etmişti. Doğum günü çocuğu bendim tüm gözler benim üzerimdeydi oysa benim istediğim tek şey seninle birkaç dakika başbaşa kalabilmekti. Gecenin ilerleyen saatlerinde zorda olsa başardım (ki neredeyse ümidimi kesiyordum.) Sarhoştum deli gibi başım dönüyordu tahta parmaklılıklardan düşmemem içim kolumu tutuyordun. Bana söylediğin herşeyi bugün gibi hatırlıyorum. Ertesi güne unutacağımı düşündüğün için söylediğini de hatırlıyorum. Küçüktüm ,kuşlardan bile küçüktüm ama bu aşkın elimden tutmaması için bir neden değildi. Yıldızlı bir geceydi, gökyüzünde kocaman bir dolunay vardı nehrin sesine sevdiğin türkülerin sesi karışıyordu, gözlerini hatırlıyorum ;gözlerimin ta içine bakan gözlerini kalbim yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu ve kokun içtiklerimden çok daha fazla sarhoş etmişti beni. o zaman ki nedenlerin hepsi birer küçük damlaya dönüştü (oysa ne çok büyütmüşsün gözünde) önünde durulmayacak koca bir nehire çağlayacak sanıyorduk. Ne çok şeyi göğüslemeye çalışmışız ne çok şeye, her şey eninde sonunda olacağına varıyormuş oysa bilemedik. Küçüktüm, küçüktün.oysa sorunlarımız büyüktüler. Biz büyüdükçe onlar küçülecekti bilemedik.Kimse bize söylemedi. Birbirimizi kaybedersek hayatın bu kadar zor olacağını kimse bize söylemedi yüreklerimiz bile.

bennu

Ne güzel doğmak yeniden aşkın küllerinden.....

Ve ne güzel dökülmek uzak bir denize

Bazen deli ,bazen uslu bir nehir gibi..

eylül hezeyanları

        Hangi Eylül gülümseme hediye etmiştir birine? Yoksa sadece bana mı bunca kini? Güz yağmurlarından önce başladı hüzün yağmurları. Bu geçirdiğim kaçıncı eylül hezeyanı saymıyorum; çoğu bana seni vermişti oysa hüzne sarılı olsada sana gelişlerimin ilk tarihi idi eylül ve senden gidişimin.Buralara henüz sarı değneği değmedi sonbaharın ama kokusunu alabiliyorum oralara yağan yağmurun, ayaklarının altında ezilen yaprakların sesini duyabiliyorum çok uzaklarda. Yığın yığın içimdeki bulutlar dolu dolu içi sözcüklerle. Oturup bir gün yanına huzur içinde ,dayadığım zaman başımı dizlerine arınıp tüm saçmalıklardan sadece ikimiz olduğumuzda (ikimizin içinde) sen o zaman gör nasıl durdurulur zaman tek elle.

nokta

Gökyüzünde yine göç kuşları.

vakit gitme zamanı

içimdeki kafesten

içindeki kafese

göç yolları açıyor

sesin.

 usulca.......

bilesin

kanatlarım sığmaz oldu bu şehre

yüreğim(n)i bıraktığım(n) yerde yanıyor 

yakamozlarda  kanıyor yüreğim(n)

usulca ........

sevdiğim adam

ölürken ellerimi tutmasını istediğim adam

zaman geldiğinde

sessizce bırak elimi elinden

sensiz geçiridiğim onca zamana nokta gibi

usulca....... 

ellerimde ağır ezgi

''Siyahın gölgesinde güz,

ellerimde ağır ezgi''

Sen huzurun koynunda koyu yeşil ,ben göçe güller seren deli kız ayın gölgesinde büyüttüğü annesinin.

Önümden geçiyor  uzaklar

inerken gökten inceden inceden yağmurlar.

acıdan göz göz açılmış yüreğime

deva olmuyor hiç bir ilaç

vakti zamanıdır

beklerim

gelmedi hala teninin tuzunu taşıyan kervan.

Bu ne kara yazgı

ne acı kabulleniş

alnıma  

yazmadığım dizelere.

seni düşünmek

Seni düşünmek güzel şey,

Ümitli şey

Dünyanın en güzel sesinden,

En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey....

Fakat artık ümit yetmiyor bana,

Ben artık şarkı dinlemek değil

Şarkı söylemek istiyorum...........

                                     Nazım Hikmet

Kumrulu şiir

Duyduğum yoktu ne vakittir

Güvercin sesi,kumru sesi, pencerede

İçime gene

Yolculuk mu düştü, nedir?

Nedir bu yosun kokusu?

Martıların gürültüsü havalarda;

Nedir?

Yolculuk olmalı; yolculuk.

                                        Orhan Veli