yoruldum üzerine
O benim
''bir şeyimdi''
buna aşk desek herkes inanır
ama
iki kırık kalp
bir gül bahçesi
ve
kuş sesleri içinde
............
Y.Y.
O benim
''bir şeyimdi''
buna aşk desek herkes inanır
ama
iki kırık kalp
bir gül bahçesi
ve
kuş sesleri içinde
............
Y.Y.
Eylülde bitiyor sevgili doğum günüme sadece 2 gün kaldı. Sensiz bir doğum günü daha geçecek, sensiz geçen yıllarıma bir yıl daha eklenecek. Yolun ortasına geldiğimi varsaymazsak çok da önemi yok benim için bu günün. Yüzümde hüzün olmasın diye daha az düşüneceğim seni o gün sadece o kadar. İnsanlar yaşlandığımı düşündüğüm için hüzünlendiğimi düşünsünler istemiyorum. (Demek ki hala insanların ne düşündüğünü umursuyorum. Bu kötü.) Aklıma beraber geçirdiğimiz doğum günüm geliyor onca sınavın ağırlığı altında ezilirken ne güzel kaçmıştık bir geceliğine de olsa. Mahvelde başlayan gün tabipler odasında devam etmişti. Doğum günü çocuğu bendim tüm gözler benim üzerimdeydi oysa benim istediğim tek şey seninle birkaç dakika başbaşa kalabilmekti. Gecenin ilerleyen saatlerinde zorda olsa başardım (ki neredeyse ümidimi kesiyordum.) Sarhoştum deli gibi başım dönüyordu tahta parmaklılıklardan düşmemem içim kolumu tutuyordun. Bana söylediğin herşeyi bugün gibi hatırlıyorum. Ertesi güne unutacağımı düşündüğün için söylediğini de hatırlıyorum. Küçüktüm ,kuşlardan bile küçüktüm ama bu aşkın elimden tutmaması için bir neden değildi. Yıldızlı bir geceydi, gökyüzünde kocaman bir dolunay vardı nehrin sesine sevdiğin türkülerin sesi karışıyordu, gözlerini hatırlıyorum ;gözlerimin ta içine bakan gözlerini kalbim yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu ve kokun içtiklerimden çok daha fazla sarhoş etmişti beni. o zaman ki nedenlerin hepsi birer küçük damlaya dönüştü (oysa ne çok büyütmüşsün gözünde) önünde durulmayacak koca bir nehire çağlayacak sanıyorduk. Ne çok şeyi göğüslemeye çalışmışız ne çok şeye, her şey eninde sonunda olacağına varıyormuş oysa bilemedik. Küçüktüm, küçüktün.oysa sorunlarımız büyüktüler. Biz büyüdükçe onlar küçülecekti bilemedik.Kimse bize söylemedi. Birbirimizi kaybedersek hayatın bu kadar zor olacağını kimse bize söylemedi yüreklerimiz bile.
Ne güzel doğmak yeniden aşkın küllerinden.....
Ve ne güzel dökülmek uzak bir denize
Bazen deli ,bazen uslu bir nehir gibi..
Gökyüzünde yine göç kuşları.
vakit gitme zamanı
içimdeki kafesten
içindeki kafese
göç yolları açıyor
sesin.
usulca.......
bilesin
kanatlarım sığmaz oldu bu şehre
yüreğim(n)i bıraktığım(n) yerde yanıyor
yakamozlarda kanıyor yüreğim(n)
usulca ........
sevdiğim adam
ölürken ellerimi tutmasını istediğim adam
zaman geldiğinde
sessizce bırak elimi elinden
sensiz geçiridiğim onca zamana nokta gibi
usulca.......
''Siyahın gölgesinde güz,
ellerimde ağır ezgi''
Sen huzurun koynunda koyu yeşil ,ben göçe güller seren deli kız ayın gölgesinde büyüttüğü annesinin.
Önümden geçiyor uzaklar
inerken gökten inceden inceden yağmurlar.
acıdan göz göz açılmış yüreğime
deva olmuyor hiç bir ilaç
vakti zamanıdır
beklerim
gelmedi hala teninin tuzunu taşıyan kervan.
Bu ne kara yazgı
ne acı kabulleniş
alnıma
yazmadığım dizelere.
Seni düşünmek güzel şey,
Ümitli şey
Dünyanın en güzel sesinden,
En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey....
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil
Şarkı söylemek istiyorum...........
Nazım Hikmet
Duyduğum yoktu ne vakittir
Güvercin sesi,kumru sesi, pencerede
İçime gene
Yolculuk mu düştü, nedir?
Nedir bu yosun kokusu?
Martıların gürültüsü havalarda;
Nedir?
Yolculuk olmalı; yolculuk.
Orhan Veli