Gözüm daha az takılıyor saate zaman kavuşmaktan yana dönmeyeli. Anlamını yitirdi tüm bilindik kavramlar. Giymeden çoğu kez gecenin rengini usulca bırakıyorum güne. Gün ise apansız bir koşuşturmadan ibaret benim için; içimdeki anlamlandıramadığım( adını koymaktan korktuğum) sancıları bastırmak için kullandığım koca bir kalkan. Duymamak için içimdeki çocuğun amansız hıçkırıklarını sokak köpeğinin gözlerine dikiyorum gözlerimi. Hiç bir söz avutmuyor,hiç bir bahane kandırmıyor beni şarkılar daha bir acıtıyor canımı .Söz verdim ya ağlamıyacağım diye sırf sözümün yüzüsuyu hürmetine suskunluğum. Yok saymaya çalışıyorum yaşadıklarımı (yaşayamadıklarımı) Basit bir sanrıdan ibaret herşey diyorum kendime ama kendimi kandırmaya yetmiyor elimdeki hayal kırıklarının kesikleri ki umutlarım sızıyor inceden yüreğimden sözlerime. Bir kez daha sığınamadan göğsündeki limana yine tanıdık fırtınalara yol alıyorum bildik denizlerin tenhalığındaki ölümcül rüzgarlara bir kez daha kurban edildi yüreğim.Ruhunu şeytandan geri almaya çalışan zavallı bir ölü gibi dolanıyorum cinayet mahalinde. Yalnız, kırgın ve üzgün. Bıraktığın gibiyim anlayacağın yüzüm dökük, dudaklarım sımsıkı kapalı istemsiz sözler çıkmasın diye.Cevapsız sorulara yenilerini ekledim daha çözemeden ikimizin denklemini bir sürü yeni bilinmeyenle karşı karşıyayım. (İki bilinmeyenle bile başa çıkamazken nasıl bulacağım çözümü) Geceleri kendimle konuşurken buluyorum kendimi sürekli bir şeyler anlatıyorum sana ''ben olsaydım'' diye başlıyor sana kurduğum her cümle yüreğimde demlendirdiğim gündüz söyleyemediğim ne varsa dilleniyor en çokta sitem sözleri düşüyor payına. Suskunluğun siyahıyla örtsemde üstünü bilesinki ben yüreğime söz geçiremiyorum, seni sevmekten vazgeçiremiyorum.
Aşk-ı infaz
Yani ben umudum.
Birkan ASKAN
Yani bilinen bir hayat,
Bilinen bir hayatta,
Açıklaması olmayan bir yolculuktum,
Belki taşıyacaktı,belki yaşayacaktı içimde aşklar,
Oysa ben hala aşkına pembe yanaklı bir çocuktum,
Çocukluktum yani,
Toprağın,
Tozun,
Rüzgarın ardına saklanan,
Sevdalarına sabah dokunuşlarını hapseden,
Bir suçluluktum,
Yani ben,
Bildiğin,
Umuttum,
Hasret kurgusu yaşayan buluşmalarda,
Avuçlarına,
Gözyaşı taşıyan yaralı bir kuştum,
Yüreği elinde binlerce beden arasında,
Bir sana,
Bir sende beni yaşayan aşkına tutulmuştum,
Yani gözlerin,
Yani ellerin,
Yani gecelerce sevdalısına ağlayan bütün özlemlerin,
Geride bıraktığı zamanlarına,
Çocukluğumdan koşturmuştum,
Ben umut,
Bilinen bir hayat,
Bilinen bir hayatta,
Bilmediğin bir mutluluktum
Birkan Askan
kırıldım aşk'a ama onun haberi yok
Bulutlar yağmurunu toprakla öpüştürebilseydi bugün, bana o verdiğin ama tutmadığın sözünü sahiplenerek, dans edebilirdim ıslaklığıma aldırmadan. Ki aslında ıslanan sadece yüreğim olurdu, bedenim değil...Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı. Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım anılarım dışında. Isınabilmek için onlara sarılıyorum. Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor, ben görmemeye çalışıyorum.
Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı. Belki de görmeyi istemek gerekiyordu. Gözlerini aç desem kapatacaksın ama kapatma gözlerini..! Biliyorum levrekler derinlerde ve dalgalı denizlerde yaşar. Levrekler uzak bir düş gibi zor yakalanır. Ama sen becerirsin düşleri yakalamayı, derinlere dalmayı, uzaklara kavuşmayı..Sahi, becerebilir misin..?
Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım falıma. Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş, kafayı bulunca itiraf etti sonunda. Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam değil. Gelseydin; kendimi unutup sana akacaktım, susturacaktım içindeki isyanı, kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini, sevinçten ağlayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş oluşum gibi, dokunacaktım, kusacaktım birikmişliğimi, hasretimi ama gelmedin, gelmezdin, gelmeye hiç de niyetin yoktu aslında. Kendimi kandırdığımı anladığımda, ağlıyordum...
Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş gibi geliyor. Sevdiğim ne çok şarkı varmış, bunu senin gidişin gösterdi bana. Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde, gecede, uykumda...Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi. Bu bir marifetse eğer, niye benim yanımda değilsin ki...?
Göz yaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana. Gittin..belki de hiç gelmemiştin, ben geldiğini sandım. Ayak uyduramadım yorgunluğuna. Dudaklarına, düşlerindeki öpüşü konduramadım. Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir kadın dokunuşlarında kendini bulan. Ama en çok da imkansızın oldum, hırçınlığın, yirmi yaşın, gecikmişliğin...Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum. İnanamadığın, yenemediğin, üzerinden atlayamadığın korkuların oldum. Ağladığın, bağırdığın ya da sustuğun isyanın oldum. Aşk pazarında harcadığın mevsimler oldum, sessizce boşalan gözyaşların,birikmişliğin oldum. Son ses dinlediğin bir şarkının nakaratı oldum, dilinin ucuna gelip de söyleyemediğin kelimeler, ister istemez yaşadığın talihsizlikler oldum. Yüreğindeki kadın ben olmak isterken, yüreğine sığınan ve tozlanacak olan bir anı oldum. Hak etmediklerin, artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak isterken belki de hiçbir şeyin oldum. Söylesene, ben gerçekte senin neyin oldum...? Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim. Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim..? Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda. Sadece bir mevsim yaşanan ama bir ömür gibi gelen aşk...Kalbime henüz söylemedim gittiğini. Öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum. Seni hala benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum.
Gittin...sevdamın öksüzlüğüne alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların sonunda olması acıtıyor içimi. Suskunluğun en büyük silahındı, suskunluğunla vurdun beni. Ben alışkınım kendi yaralarımı kendim sarmaya. Asıl acı olan ve kanatan unutulmak aslında. Söylesene, unutulmak kime yakışıyor..? Unutan sen olsan da, sana bile yakışmıyor..Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor. Görüyorsun işte, aşka ve sana ihanet etmiyorum ben, ki kırgınlığım aşka.Sen üstüne alındın...Bir sonbahar'da, güneş hala daha ısıtırken bedenimi seni çıkarttı karşıma. Sen "bitti" dediğinde yağmur yağıyordu, aşkın canı sıkıldı, seni aldı...
|
|||
Mavi mavi sevdim seni
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kalbim şimdi bir sokak çocuğu
Kelebekleri göç etti gönlümün
Issızlaştı hayat sanki
Sanki sabahı eksik şiirlerimin.
Sanki gecesi hep kanayan yara
Ve sanki, artık hep kanayacak.......
Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim
Çare yok, ağlayacak.
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kapıları kendime ben açamadım
Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni
Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım.....
Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım.
Savunamadım seni kimselere
Anlatamadım seni kimselere
Kimsesiz kaldım , en çokta sensiz......
Bir tek şeyi unutma
Seni sevdim ben....
Sana uyumak, sana uyanmaktı hayat
Sıratını geçtim yaşarken korkmadan
Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle
Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile
Bir tek sen gitme diye
Sonbahar oldum yaprak yaprak
Ağaç oldum köklerimi unutarak
Tesellisiz bir geceye fırlatıldım
Kalbimi dar kafese kapatarak
İçimdeki bir kanarya
Hiç susmadan ağlayacak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
Beyazında akladım bulutunun
Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak
Bir tek şeyi unutma
Seni sevdim ben.
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim
Bugün sardunyalarım da açmadı
Belki de küskün renklere
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın
Mavi mavi ölüyorum
Duyuyor musun? orada mısın?
Var mısın? yok musun?
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben
Yanarak, yıkılarak
Aklıma her geldiğinde ağlayarak.......
Naşide Göktürk
Adak
Gözlerimi kan çiçeklerine adadım
Su perilerine arka çıkaraktan
Cevap bekleyen soruların
Belkilerin arkasına sığınıp
yüreğimin en tenha köşesinden çıkartıyorum
Bana yeminler ettirecek ne varsa.
Gündüzü geceye
Geceyi gündüze ekleten.
