yıldız
Esmer günler ertesiydi. Buluştuğumuz zaman bir gece vakti tenha bir yerinde en sevdiğim şehrin, kurtulmadan daha biten günün dolaşığından bir yudum su serinliğiydi sözlerin ve ben çoktan gözlerimi kapayıp bırakmıştım kendimi sözlerinin serinliğine .(derinliğine) Bir ara, biraradayken ve ararken bir ara şehrin karmaşasında ( ki en tenhasındaydık şehrin ve gecenin) kaybettiklerimizi bir yıldız vermiştin bana gökyüzüne bakarak.( ki görebileyim seni başka iklimlerin gecelerinde diye) gülümsedim sana sadece hiç bir şey söylemeden ,diyemedim sana yıllar önce bir ağustos vakti başka denizlerin kıyılarında (ki karışmıştı o denizin tuzu çok vakit tenimizin tuzuna) başın dizlerimde izlerken gökyüzünü ben vermiştim sana o yıldızı (ki unutma diye o geceyi) gördükçe hep beni anımsa diye.
Ne çok zaman geçmiş üstünden ne çok sevip sahiplenmişsin ki öyle güzel bir anda veriverdin yıldızı (mızı) bana. Gözüm gökyüzünde birtanem onca yıldızın içinde onu arıyorum. Gördüğüm zamanda gülümsüyorum kocaman derin bir iç çekerek hiç kimseye hiçbir şey söylemeden.
