Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Gizli Bahçe

Yazılar

katre katre

kendine iyi bak

kırmızı yeşil

Kıyısına tuz ileten rüzgarı

balıkların yüzdüğünü duyarım.

Dinlerim yosunların konuştuğunu

midyelerin ağladığını.

Aşkın bir kanadı vardır kırmızı

delinir

kan akar.

Bir kanadı var

zehir yeşili.........

                          Sait Faik Abasıyanık

dal

Yüreğinde bir dal yeşerttiysen eğer

Kızamazsın şimdi kuşlar konuyor diye

Cemre düştü

Mevsim bahara döndü

Rengim bahara

Hüzün yakışmıyor baharın rengine

sessizlik yakışmıyor.

Sessizlik başbaşayken güzel

Kelimelerin bittiği yerde.

ayrılık payı

Denizin ayakları ulaşırken kapıma

Fırtına olmuş beyaz sözlerin

Başka ağızların konuştuklarında

Geçmiş şimdi karşı kıyılar.......

Amansız olmalıydım yapamadım

Gençliğin yanılmazlığı ya da bir şafağın kararlılığı

Kadar kesin.....

Hiçbiri olmadı....

Aşkın aslanı ayrılık payı

Dokunmanın doldurulmaz yeri

Sızlıyor şimdi aramızdaki boşlukta

Sen yoksun. ben yokum

Koca bir geçmiş şimdi tek başına

Alçak sesle konuşmakta......

                                Murathan Mungan

susuyorum

susuyorum

kuruttuğum tüm kelimeleri

bıraktım avuçlarımdan rüzgara

sildim her satırını yaşadıklarımın

unutarak söylediğim tüm cümleleri

vazgeçtim beklediğim tüm cevaplardan

susuyorum..........

davet

Adımın her hecesi

aşka çağıran bir davettir dilinde

her seslendiğinde şenlikler kurulur ülkemde

kızıl güllere keser bahçem mevsimsiz

ateş düşer

havaya

suya

yüreğime apansız

Adının her hecesi

aşkla yanyana gezer topraklarımda

ve cesarete yoldaştır aşkım

sesimin sesine yetmediği dağlarda

arkadaş olur

soluksuz zamanlarda sığınak

saklanmak için yüreğini seçen

davetsiz  martıya.

adın

aşkın adı

kabul etmek olmalı

kanatlı acılarla uykusuz geceleri

hasretin ölümcül sislerini

ağrılı bir yüreğin

ağlamaklı kuşkuları arasında

ışıklı bir sabırla durarak

sonra küçük bir sevinçte

beklemeyi unutarak

aşkın adı

kabul etmek olmalı

                                    Güler Kazmacı

koza

Asılınca bekleyişler hayat ağacının dallarına

Özlemlerinden soyunur(mu?) sevdalar

Yeni yaralara meydan okur(mu?)

Yürekteki eski yaralar

Sınırlı zamanlara inat

Dillenmez susar aşk

hırsından

solar rengi

Bir kez daha kozasında..

kum gibi

       Günün birinde bir çölde iki kum tanesi karşılaşmış ve birbirlerini çok sevmişler uzun bir süre çok yakın olmuşlar.Birbirlerini yanlarında, canlarında olarak sevmeyi öğrenmişler.Derken bir rüzgar çıkmış kum tanelerinden biri yerinde kalırken diğeri biraz uzağa savrulmuş.Çok uzak değillermiş ama yinede göremiyorlarmış birbirlerini. Sevgileri hiç azalmamış yine sevmeye devam etmişler.Birbirlerine ulaştırabildikleri sesleriyle, haberleriyle yaşıyorlarmış ve artık görmeden seslerinde sevmeyi öğrenmişler.

      Bir gün biri diğerine ''sevdamızın sonsuza erşmesi için aynı anda bir dilek dileyelim.'' demiş. İkisi aynı anda bir dilekte bulunmuşlar ve tam o sırada bir fırtına çıkmış. Bu kavuşmamız , sevdamızın sonsuza dek sürmesi olabilir diye ikiside kendilerini fırtınaya bırakmışlar. Gözlerini kapayıp fırtın dindiğinde sevdalarının yanı başında olmayı arzulamışlar.Fırtına o kadar kuvvetliymiş ki o güne kadar yerlerinden kıpırdamayan kumlar bile başka yerlere savruluyorlarmış.

     Fırtına günlerce sürmüş kum taneleride ordan oraya savrulup durmuşlar. İkisinide bir sabırsızlık sarmış. Fırtına durmuyor aksine artıyormuş. Fırtına dinmek bilmedikçe onlarda sabırla sevmeyi öğrenmişler. Günler geçmiş sonunda fırtına durmuş gözlerini açtıklarında ikiside başka alemlerde bulmuşlar kendilerini. Bu fırtınanın onları birleştireceğine o kadar inanamışlar ki birbirlerini yanlarında bulamayınca yüreklerinde derin bir acı hissetmişler ve acıyla sevmeyi öğrenmişler Kendilerine birazcık geldiklerinde ikisi de bu fırtınayla başka başka yerlere savrulduklarını anlamışlar.Biran ölmek istemişler ama sonra birbirlerini hiç görmeden , mesafelere, engellere rağmen sevmeği öğrenmişler.''Eskisi gibi bağırsakta sesimiz ulaşamaz ki birbirimize'' demişler. İkiside  yeni yerlerinde kimseyle konuşmamışlar ve yıllarca hep susmuşlar. Hep yeni bir fırtına ümidiyle birbirlerine ihanet etmeden beklemişler. Böylece umutla sevmeyi öğrenmişler. Yıllar geçmiş ama sevgileri hiç geçmemiş. Birbirlerinden hep umutlu olarak yaşamışlar. Bir gün ikisi de birbirlerinden habersiz aynı anda gözlerini kapamışlar ve kavuşmak için yeniden fırtına çıkmasını dilemişler. Beklemişler beklemişler ama fırtına bir türlü çıkmamış. Kendilerini tüm benlikleriyle fırtınaya bırakmak için oldukları yerde dönüp durmuşlar ama nafile küçük bir rüzgar bile çıkmamış.Sonunda durmuşlar ve gözlerini açmışlar. Sevdiklerinin sevdalarının yıllarca beklediklerinin tam karşısında durduklarını görmüşlerve her ikisi de yıllar önce diledikleri dileği anımsamışlar.Dilek şöyleymiş '' Allahım bizi birbirimize  herşeyiyle sevmeyi öğrendiğimizde kavuştur. Öğle kavuştur ki sevdamız sonsuza erişsin.''Sonunda anlamışlar ki birbirlerinden çok uzaklarda geçirdiklerini sandıkları yılları aslında birbirlerinin yanıbaşında geçirmişler. Dileklerinin kabul olması için yılların geçmesi gerektiğini öğrenmişler çünkü onlar sevmeyi herşeyiyle öğrenmeyi dilemişler.

Dilekleri kabul olmuş umutla,acıyla,sabırla,yakında,uzakta...herşeyiyle sevmeyi öğrenip birbirlerine kavuşmuşlar.Sevmeyi bildikten sonra mesafeler,acılar, engeller,aylar,yıllar....asla sevdayı söndürmez ama sevmeyi bildikten sonra yanıbaşında ki sevdiğini bile yıllarca göremeyebilir insan.....