Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Gizli Bahçe

43 tane "aşk" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"aşk" tagli diger ogeler resimler , videolar

seni özlemek

Seni özlemek,

uyanmaktır

en sancılı yerinde gecenin

susuz,kan revan içindeyken yüreğin

karabasanın en karasında

büyütmektir boğazında

koca bir düğümü.....

kendine iyi bak

kırmızı yeşil

Kıyısına tuz ileten rüzgarı

balıkların yüzdüğünü duyarım.

Dinlerim yosunların konuştuğunu

midyelerin ağladığını.

Aşkın bir kanadı vardır kırmızı

delinir

kan akar.

Bir kanadı var

zehir yeşili.........

                          Sait Faik Abasıyanık

ayrılık payı

Denizin ayakları ulaşırken kapıma

Fırtına olmuş beyaz sözlerin

Başka ağızların konuştuklarında

Geçmiş şimdi karşı kıyılar.......

Amansız olmalıydım yapamadım

Gençliğin yanılmazlığı ya da bir şafağın kararlılığı

Kadar kesin.....

Hiçbiri olmadı....

Aşkın aslanı ayrılık payı

Dokunmanın doldurulmaz yeri

Sızlıyor şimdi aramızdaki boşlukta

Sen yoksun. ben yokum

Koca bir geçmiş şimdi tek başına

Alçak sesle konuşmakta......

                                Murathan Mungan

davet

Adımın her hecesi

aşka çağıran bir davettir dilinde

her seslendiğinde şenlikler kurulur ülkemde

kızıl güllere keser bahçem mevsimsiz

ateş düşer

havaya

suya

yüreğime apansız

Adının her hecesi

aşkla yanyana gezer topraklarımda

ve cesarete yoldaştır aşkım

sesimin sesine yetmediği dağlarda

arkadaş olur

soluksuz zamanlarda sığınak

saklanmak için yüreğini seçen

davetsiz  martıya.

adın

aşkın adı

kabul etmek olmalı

kanatlı acılarla uykusuz geceleri

hasretin ölümcül sislerini

ağrılı bir yüreğin

ağlamaklı kuşkuları arasında

ışıklı bir sabırla durarak

sonra küçük bir sevinçte

beklemeyi unutarak

aşkın adı

kabul etmek olmalı

                                    Güler Kazmacı

koza

Asılınca bekleyişler hayat ağacının dallarına

Özlemlerinden soyunur(mu?) sevdalar

Yeni yaralara meydan okur(mu?)

Yürekteki eski yaralar

Sınırlı zamanlara inat

Dillenmez susar aşk

hırsından

solar rengi

Bir kez daha kozasında..

kum gibi

       Günün birinde bir çölde iki kum tanesi karşılaşmış ve birbirlerini çok sevmişler uzun bir süre çok yakın olmuşlar.Birbirlerini yanlarında, canlarında olarak sevmeyi öğrenmişler.Derken bir rüzgar çıkmış kum tanelerinden biri yerinde kalırken diğeri biraz uzağa savrulmuş.Çok uzak değillermiş ama yinede göremiyorlarmış birbirlerini. Sevgileri hiç azalmamış yine sevmeye devam etmişler.Birbirlerine ulaştırabildikleri sesleriyle, haberleriyle yaşıyorlarmış ve artık görmeden seslerinde sevmeyi öğrenmişler.

      Bir gün biri diğerine ''sevdamızın sonsuza erşmesi için aynı anda bir dilek dileyelim.'' demiş. İkisi aynı anda bir dilekte bulunmuşlar ve tam o sırada bir fırtına çıkmış. Bu kavuşmamız , sevdamızın sonsuza dek sürmesi olabilir diye ikiside kendilerini fırtınaya bırakmışlar. Gözlerini kapayıp fırtın dindiğinde sevdalarının yanı başında olmayı arzulamışlar.Fırtına o kadar kuvvetliymiş ki o güne kadar yerlerinden kıpırdamayan kumlar bile başka yerlere savruluyorlarmış.

     Fırtına günlerce sürmüş kum taneleride ordan oraya savrulup durmuşlar. İkisinide bir sabırsızlık sarmış. Fırtına durmuyor aksine artıyormuş. Fırtına dinmek bilmedikçe onlarda sabırla sevmeyi öğrenmişler. Günler geçmiş sonunda fırtına durmuş gözlerini açtıklarında ikiside başka alemlerde bulmuşlar kendilerini. Bu fırtınanın onları birleştireceğine o kadar inanamışlar ki birbirlerini yanlarında bulamayınca yüreklerinde derin bir acı hissetmişler ve acıyla sevmeyi öğrenmişler Kendilerine birazcık geldiklerinde ikisi de bu fırtınayla başka başka yerlere savrulduklarını anlamışlar.Biran ölmek istemişler ama sonra birbirlerini hiç görmeden , mesafelere, engellere rağmen sevmeği öğrenmişler.''Eskisi gibi bağırsakta sesimiz ulaşamaz ki birbirimize'' demişler. İkiside  yeni yerlerinde kimseyle konuşmamışlar ve yıllarca hep susmuşlar. Hep yeni bir fırtına ümidiyle birbirlerine ihanet etmeden beklemişler. Böylece umutla sevmeyi öğrenmişler. Yıllar geçmiş ama sevgileri hiç geçmemiş. Birbirlerinden hep umutlu olarak yaşamışlar. Bir gün ikisi de birbirlerinden habersiz aynı anda gözlerini kapamışlar ve kavuşmak için yeniden fırtına çıkmasını dilemişler. Beklemişler beklemişler ama fırtına bir türlü çıkmamış. Kendilerini tüm benlikleriyle fırtınaya bırakmak için oldukları yerde dönüp durmuşlar ama nafile küçük bir rüzgar bile çıkmamış.Sonunda durmuşlar ve gözlerini açmışlar. Sevdiklerinin sevdalarının yıllarca beklediklerinin tam karşısında durduklarını görmüşlerve her ikisi de yıllar önce diledikleri dileği anımsamışlar.Dilek şöyleymiş '' Allahım bizi birbirimize  herşeyiyle sevmeyi öğrendiğimizde kavuştur. Öğle kavuştur ki sevdamız sonsuza erişsin.''Sonunda anlamışlar ki birbirlerinden çok uzaklarda geçirdiklerini sandıkları yılları aslında birbirlerinin yanıbaşında geçirmişler. Dileklerinin kabul olması için yılların geçmesi gerektiğini öğrenmişler çünkü onlar sevmeyi herşeyiyle öğrenmeyi dilemişler.

Dilekleri kabul olmuş umutla,acıyla,sabırla,yakında,uzakta...herşeyiyle sevmeyi öğrenip birbirlerine kavuşmuşlar.Sevmeyi bildikten sonra mesafeler,acılar, engeller,aylar,yıllar....asla sevdayı söndürmez ama sevmeyi bildikten sonra yanıbaşında ki sevdiğini bile yıllarca göremeyebilir insan.....

öylesine

 Yağmur yağıyor birtanem gönlümün iklimine döndü mevsim. Dört yanımda sessizlik,sensizliğin ıssızlığımı daha çok hissettiriyor bugün.Dudaklarım sımsıkı kapalı sadece düşüncelerime odaklanmışım her zaman ki gibi sorular soruyorum kendime sonrada cevaplar veriyorum bazen kendi adıma bazen senin adına.Deliliğin sınırlarında geziniyor ruhum farkındayım. Umrumda değilmiş gibi davranmaya çalışıyorum başaramıyorum. Sol yanımdaki sancı her zamankinden daha ağır sanki yada benim dayanma eşiğim azaldı bilmiyorum. İçimdeki korku ve endişeyi yok saymaya çalışıyorum gözüm telefonda sanki çalacakmış gibi olmayacağını bile bile.Aklıma güzel şeyler getirmeye çalışıyorum başaramıyorum bir türlü bastıramıyorum içimdeki ağlama isteğini. Küçük bir çocuk gibi  avutulmaya ihtiyacım var sana sımsıkı sarılmaya ihtiyacım var bugün her zamankinden daha çok ihtiyacım var.Tüm bu endişelerden korkulardan kurtulmak için yaptığım onca delilikten sonra nasıl olupta attım kendimi yeniden ateşlerin içine bilmiyorum.Bile bile niye acıtır insan canını bu kadar hiç uyanamayacağı bir düşe.Gönlümün renkleri soluk birtanem, ezgileri hep özlem kokuyor. Takılıp kaldı gözlerim bir bardak çayın buğusunda, hayallerimin kahvesinde.Üşüyorum birtanem ellerimi ellerinin özleminde kaybettim. Öylesine geçiriyorum saatleri,günleri.Teslim oldum bekleyişlere kavuşmadan yana dönmüyor, dönemiyor takvimler. Yorgunum birtanem ve üzgün.Midas'ın kuyusuna atacağım biriktirdiğim cümleleri taşıyamaz oldum sessizliğin yükünü, taşıyamaz oldum sensizliğin yükünü. Kaçıverip gidesim var kendimden bilsem ki özlemin gelmeyecek peşimden.

seni seviyorum

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?

 Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

 Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?

 ''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

 Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?

 Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...

 Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?

 Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

 Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?

 Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

 Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?

 Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

 Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?

 Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

 Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?

 Nereden bileceksin?

 Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.

 Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.

 Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni..

 Ama sen hiç benimle olmadın ki...
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN...

 Can YÜCEL