Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Gizli Bahçe

15 tane "martı" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"martı" tagli diger ogeler resimler , videolar

Kumrulu şiir

Duyduğum yoktu ne vakittir

Güvercin sesi,kumru sesi, pencerede

İçime gene

Yolculuk mu düştü, nedir?

Nedir bu yosun kokusu?

Martıların gürültüsü havalarda;

Nedir?

Yolculuk olmalı; yolculuk.

                                        Orhan Veli

sus payı

Sus payı bırakmamışım

Dikerken sevdamı yüreğime

o yüzden dar geliyor geceler

gündüze bu yüzden duacı gözlerim

deniz ne kadar sıkıştırılırsa iki göğün arasına

o kadar yerim var

adının hecelerinde.

telaşlı martıyım

iliklerimde rüzgarın (bir kez daha)

acelem mi neden?

Kanatlarımdan vurgunum

Sen bilirsin de herkes bilmez

Kanatlarından öldüğünü martıların.

davet

Adımın her hecesi

aşka çağıran bir davettir dilinde

her seslendiğinde şenlikler kurulur ülkemde

kızıl güllere keser bahçem mevsimsiz

ateş düşer

havaya

suya

yüreğime apansız

Adının her hecesi

aşkla yanyana gezer topraklarımda

ve cesarete yoldaştır aşkım

sesimin sesine yetmediği dağlarda

arkadaş olur

soluksuz zamanlarda sığınak

saklanmak için yüreğini seçen

davetsiz  martıya.

kırıldım aşk'a ama onun haberi yok

:CAIG: Biliyorum, konuşacak bir şeyimiz kalmadı, paylaşacak hiçbir şeyimiz yok ortada. Yine de yüreğimden, gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum, seninle konuşuyorum. Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım, sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum. Cümlelerimi kısalttım, kelimelerim buruk, gülüşlerim istenmeyen evlat dudaklarımda. Bir ihtimal gelişine sığındığımı farkettiysem de, engel olmadım gurursuz ama umutlu ve sabırlı hasretine. Anlık hayaller anlık mutluluklara gebe kalıyor..bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum...imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor. Bir çocuk gibi, isteklerimi bastıramıyorum. Çalmayan telefonuma elim gidiyor, sana hala bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum. Bende olan seni hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini, anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum. İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum..!

Bulutlar yağmurunu toprakla öpüştürebilseydi bugün, bana o verdiğin ama tutmadığın sözünü sahiplenerek, dans edebilirdim ıslaklığıma aldırmadan. Ki aslında ıslanan sadece yüreğim olurdu, bedenim değil...Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı. Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım anılarım dışında. Isınabilmek için onlara sarılıyorum. Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor, ben görmemeye çalışıyorum.

Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı. Belki de görmeyi istemek gerekiyordu. Gözlerini aç desem kapatacaksın ama kapatma gözlerini..! Biliyorum levrekler derinlerde ve dalgalı denizlerde yaşar. Levrekler uzak bir düş gibi zor yakalanır. Ama sen becerirsin düşleri yakalamayı, derinlere dalmayı, uzaklara kavuşmayı..Sahi, becerebilir misin..?

Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım falıma. Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş, kafayı bulunca itiraf etti sonunda. Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam değil. Gelseydin; kendimi unutup sana akacaktım, susturacaktım içindeki isyanı, kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini, sevinçten ağlayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş oluşum gibi, dokunacaktım, kusacaktım birikmişliğimi, hasretimi ama gelmedin, gelmezdin, gelmeye hiç de niyetin yoktu aslında. Kendimi kandırdığımı anladığımda, ağlıyordum...

Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş gibi geliyor. Sevdiğim ne çok şarkı varmış, bunu senin gidişin gösterdi bana. Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde, gecede, uykumda...Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi. Bu bir marifetse eğer, niye benim yanımda değilsin ki...?

Göz yaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana. Gittin..belki de hiç gelmemiştin, ben geldiğini sandım. Ayak uyduramadım yorgunluğuna. Dudaklarına, düşlerindeki öpüşü konduramadım. Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir kadın dokunuşlarında kendini bulan. Ama en çok da imkansızın oldum, hırçınlığın, yirmi yaşın, gecikmişliğin...Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum. İnanamadığın, yenemediğin, üzerinden atlayamadığın korkuların oldum. Ağladığın, bağırdığın ya da sustuğun isyanın oldum. Aşk pazarında harcadığın mevsimler oldum, sessizce boşalan gözyaşların,birikmişliğin oldum. Son ses dinlediğin bir şarkının nakaratı oldum, dilinin ucuna gelip de söyleyemediğin kelimeler, ister istemez yaşadığın talihsizlikler oldum. Yüreğindeki kadın ben olmak isterken, yüreğine sığınan ve tozlanacak olan bir anı oldum. Hak etmediklerin, artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak isterken belki de hiçbir şeyin oldum. Söylesene, ben gerçekte senin neyin oldum...? Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim. Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim..? Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda. Sadece bir mevsim yaşanan ama bir ömür gibi gelen aşk...Kalbime henüz söylemedim gittiğini. Öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum. Seni hala benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum.

Gittin...sevdamın öksüzlüğüne alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların sonunda olması acıtıyor içimi. Suskunluğun en büyük silahındı, suskunluğunla vurdun beni. Ben alışkınım kendi yaralarımı kendim sarmaya. Asıl acı olan ve kanatan unutulmak aslında. Söylesene, unutulmak kime yakışıyor..? Unutan sen olsan da, sana bile yakışmıyor..Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor. Görüyorsun işte, aşka ve sana ihanet etmiyorum ben, ki kırgınlığım aşka.Sen üstüne alındın...Bir sonbahar'da, güneş hala daha ısıtırken bedenimi seni çıkarttı karşıma. Sen "bitti" dediğinde yağmur yağıyordu, aşkın canı sıkıldı, seni aldı...
 

pelin onay

MARTI

martı

PHOT0015u

kaçak

barikatlar kuruldu yine önüme

didik didik aranıyor

yüreğimin her bir yanımda

kaçak

aşk

sesin kurşun gibi dolanırken içimde

asamadan ' seni seviyorum' pankartını

ıslak bir gecede

tenha bir sokağına yüreğinin

vurulursam gözlerinin

kahvesinde

yanaş yanıma sessizce

al ve sakla ellerimi

kimse dokunmasın bir daha

kimse görmesin

avuçlarımda saklanan

a

ş

k

ı

mızı......

sahilde

sahil Bu gün yine sahildeydim.Kumsalda ayak izlerimi bırakarak iskeleye kadar yürüdüm.  İskelenin ayağına yıllar önce bağladığımız küçük dalga vardı ya hani ne zaman beni öpmeye kalksan iskeleye çarpıp ikimizide sırılsıklam eden,sonra  da hınzırca gülümseyip kaçan yaramaz dalga işte onu serbest bıraktım. Denize doğru nasılda koşuyordu. Ha bu arada söz verdi artık aşıkları ıslatmayacağına.Sonra çaldığımız yakamozları çıkarmaya karar verdim önce o büyük zeytin ağacını buldum sırtımı denize dönüp tam onaltı adım yürüdüm evet üzerine beyaz bir taş koymuştuk ama sarı saçlı minik bir kız sek sek oynamak için almış o yuvarlak beyaz taşı. Neyseki hatırladım yerlerini çıkarıp attım hepsini denize daha bir ışıklandı sanki sular.Sonra ağaca tırmanıp yıldızımızı parlattım ona bakıp beni anımsıyorsun hala değil mi? Oltamı attım denize yine hiç bir şey yakalayamadım sevişmek için çıkmamış balıklar dışarı bende sohbet ettim deniz yıldızıyla yeni gelmiş seyahatten pek bir keyifliydi.B ana kuzey buz denizlerini anlattı. Şarkı söyledik beraber rüzgar bile katıldı bize ;sahi sesim geldi mi oralara kadar? Aklıma geldi deniz kabuklarını saydım üç tanesi eksik çıktı. Kendi rızalarıyla mı gittiler kaçırıldılar mı bilen yok. Hiç gören olmamış....

Göçük altında yüreğim

Göçük altındayım bu gece.Beynimdeki binlerce kelime yığılmış üstüme.Tonlarca ağırlıkta binlerce kelime.Nefes alamıyorum ama nefes almakta istemiyorum.Kapadım gözlerimi geceden daha karanlık bir aydınlığa.Kendimle konuşmaktan yoruldum.Kendime anlatmaktan yüreğimi ,yoruldum.Kirli bir gömlek gibi kaldırıp atmak geliyor içimden yüreğimi.Canımın acısı gözlerimden akıyor. Sorgusuz sualsiz sızıyorlar içimden yüzüme.Dayanamıyorum içimin acısına, kırmızı güller açtırıyor dudaklarımda acım.Avutmuyor hiç bir şey ,sığınacak bir saçağı  olmayan küçük bir serçeyim yağmurda kalmış..Bağırmak istiyorum avazım çıktığı kadar; anlatmak ,anlatmak ,anlatmak istiyorum.Susmayı unutup, dilim damağım kuruyuncaya kadar anlatmak. Biliyorum ki ancak öyle kalkacak üzerimdeki ağırlık ben konuştukça huzura kavuşacak içimdeki deniz.Dinecek bu amansız fırtına.Mühürlenmiş dudaklarım, sus çiçekleri ekilmiş her yana.Susuyorum.

MARTI

247636b