susuyorum
susuyorum
kuruttuğum tüm kelimeleri
bıraktım avuçlarımdan rüzgara
sildim her satırını yaşadıklarımın
unutarak söylediğim tüm cümleleri
vazgeçtim beklediğim tüm cevaplardan
susuyorum..........
susuyorum
kuruttuğum tüm kelimeleri
bıraktım avuçlarımdan rüzgara
sildim her satırını yaşadıklarımın
unutarak söylediğim tüm cümleleri
vazgeçtim beklediğim tüm cevaplardan
susuyorum..........
Denizim
sadece
rüzgar uçurur
kalbimin eteklerini
rüzgarım
unutmuşum
geldiğini
utandırma beni.
Bir saat altmış dakikadır değil mi? Bize öğretilen bu. Oysa ben biliyorum bir saatin her zaman altmış dakika etmediğini. Çoğu kez ayağına kocaman bir taş bağlanmış gibi ağır aksak ilerleyen saniyeler bana ihanet ettiler.Gözüm kadrana her takıldığında sanki daha bir hızlı dökülüyordu kum bekleyiş kavanozuna.Oysa biliyorlardı yüzyıllardır bu düşe uyandığımı. Çıkarttım karanlık geceliğimi bir kaç saatliğine güzel bir kızdan çaldığım yakamozdan elbisemi giydim.Saçlarımı tarayıp denizyıldızı taktım. Deniz kokusu sürdüm ellerime.Rüzgara uzattım ellerimi ,deli bir poyraza.Bildiğimi sandığım herşeyin sanrılardan oluştuğunu gördüm. İndirip gökyüzüne kadar uzanan kalkanlarımı, minik bir serçe gibi sığındım saçağıma. İçime kadar işledi güvenin huzuru.Ağaçlar arkasına saklanmış kimsesiz bir göl kıyısına bir iç çekiş gömdüm. Üç deniz kabuğu koydum üzerine yerini kaybetmeyeyim diye.Her an'ı anı'ya çevirmek için binlerce fotoğraf çekip yaşam evimin tavanarasındaki en gizli sandığa koydum. Bitince zaman ,dolunca kum saati düşlerin, uyanırken bıçak sırtı gerçeğe, bir içimin sancısını aldım yanıma birde ellerimdeki rüzgar kokusunu.....
Yemyeşil çayırlarda yalınayak koşmak istiyorum.
Saçlarım rüzgara konuk.
Yüzüm dağlara dönük.
Göğsümün çeperini ölümle sınayan esaret.
Ve yüreğimi yararcasına zorlayan cesaret.
Kıyasıya vuruşsun istiyorum.
Koşmak.........
Koşmak istiyorum sevgili
Gelemezsem affet.
YESİ