Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Gizli Bahçe

7 tane "sevda" etiketli yazı bulundu "sevda" tagli diger ogeler resimler , videolar

dal

Yüreğinde bir dal yeşerttiysen eğer

Kızamazsın şimdi kuşlar konuyor diye

Cemre düştü

Mevsim bahara döndü

Rengim bahara

Hüzün yakışmıyor baharın rengine

sessizlik yakışmıyor.

Sessizlik başbaşayken güzel

Kelimelerin bittiği yerde.

kum gibi

       Günün birinde bir çölde iki kum tanesi karşılaşmış ve birbirlerini çok sevmişler uzun bir süre çok yakın olmuşlar.Birbirlerini yanlarında, canlarında olarak sevmeyi öğrenmişler.Derken bir rüzgar çıkmış kum tanelerinden biri yerinde kalırken diğeri biraz uzağa savrulmuş.Çok uzak değillermiş ama yinede göremiyorlarmış birbirlerini. Sevgileri hiç azalmamış yine sevmeye devam etmişler.Birbirlerine ulaştırabildikleri sesleriyle, haberleriyle yaşıyorlarmış ve artık görmeden seslerinde sevmeyi öğrenmişler.

      Bir gün biri diğerine ''sevdamızın sonsuza erşmesi için aynı anda bir dilek dileyelim.'' demiş. İkisi aynı anda bir dilekte bulunmuşlar ve tam o sırada bir fırtına çıkmış. Bu kavuşmamız , sevdamızın sonsuza dek sürmesi olabilir diye ikiside kendilerini fırtınaya bırakmışlar. Gözlerini kapayıp fırtın dindiğinde sevdalarının yanı başında olmayı arzulamışlar.Fırtına o kadar kuvvetliymiş ki o güne kadar yerlerinden kıpırdamayan kumlar bile başka yerlere savruluyorlarmış.

     Fırtına günlerce sürmüş kum taneleride ordan oraya savrulup durmuşlar. İkisinide bir sabırsızlık sarmış. Fırtına durmuyor aksine artıyormuş. Fırtına dinmek bilmedikçe onlarda sabırla sevmeyi öğrenmişler. Günler geçmiş sonunda fırtına durmuş gözlerini açtıklarında ikiside başka alemlerde bulmuşlar kendilerini. Bu fırtınanın onları birleştireceğine o kadar inanamışlar ki birbirlerini yanlarında bulamayınca yüreklerinde derin bir acı hissetmişler ve acıyla sevmeyi öğrenmişler Kendilerine birazcık geldiklerinde ikisi de bu fırtınayla başka başka yerlere savrulduklarını anlamışlar.Biran ölmek istemişler ama sonra birbirlerini hiç görmeden , mesafelere, engellere rağmen sevmeği öğrenmişler.''Eskisi gibi bağırsakta sesimiz ulaşamaz ki birbirimize'' demişler. İkiside  yeni yerlerinde kimseyle konuşmamışlar ve yıllarca hep susmuşlar. Hep yeni bir fırtına ümidiyle birbirlerine ihanet etmeden beklemişler. Böylece umutla sevmeyi öğrenmişler. Yıllar geçmiş ama sevgileri hiç geçmemiş. Birbirlerinden hep umutlu olarak yaşamışlar. Bir gün ikisi de birbirlerinden habersiz aynı anda gözlerini kapamışlar ve kavuşmak için yeniden fırtına çıkmasını dilemişler. Beklemişler beklemişler ama fırtına bir türlü çıkmamış. Kendilerini tüm benlikleriyle fırtınaya bırakmak için oldukları yerde dönüp durmuşlar ama nafile küçük bir rüzgar bile çıkmamış.Sonunda durmuşlar ve gözlerini açmışlar. Sevdiklerinin sevdalarının yıllarca beklediklerinin tam karşısında durduklarını görmüşlerve her ikisi de yıllar önce diledikleri dileği anımsamışlar.Dilek şöyleymiş '' Allahım bizi birbirimize  herşeyiyle sevmeyi öğrendiğimizde kavuştur. Öğle kavuştur ki sevdamız sonsuza erişsin.''Sonunda anlamışlar ki birbirlerinden çok uzaklarda geçirdiklerini sandıkları yılları aslında birbirlerinin yanıbaşında geçirmişler. Dileklerinin kabul olması için yılların geçmesi gerektiğini öğrenmişler çünkü onlar sevmeyi herşeyiyle öğrenmeyi dilemişler.

Dilekleri kabul olmuş umutla,acıyla,sabırla,yakında,uzakta...herşeyiyle sevmeyi öğrenip birbirlerine kavuşmuşlar.Sevmeyi bildikten sonra mesafeler,acılar, engeller,aylar,yıllar....asla sevdayı söndürmez ama sevmeyi bildikten sonra yanıbaşında ki sevdiğini bile yıllarca göremeyebilir insan.....

Tutuldu deliliğim........Lades

.........Bir şiirin içine sığındım ayrılıklar dinince haber verin.

Sarı sayfalarda adresi yok hüznümün

çobanların kavalından süzüldüm ve geçtim

tenime değmeden utandı yanık ezgiler

ah dilim...............ben sana ''seviyorum'' deme demiştim

yüksek sesli konuşmalar geceyi uyandırdığından beri uykusuzum

çelişkiler aşk'ın yolunu kesmiş

sen bana bakma ey saki...Demindeyin vedaların ve huysuzum.

seni, diline biber süremediğim yalancı anıların yanına koydum süt düşüm

kurallara uy konuşma

seslensende arkama dönüp bakmayacağım.

......hoyrat olma sevda,dokun ama hırpalama....kadınlığımdan utanmadım, midesiz yalanlardan utandığım kadar.......tutkunun kalbine kim sapladıysa bıçağ ıçeksin hemen, intikamım acı olur sonra , tat alamazsınız.......

rüzgar....! okşarken acıtıyorsun özlemleri

dilinde anlamını bilmediğim kelimeler var

öpüşlerinden akan kan efsunlu

kanım kaynıyor ateşimin altını kısın...

dibi delinince aldanışların,

 küçük bir çocuk gibi inandığım sözler kıyıya vurdu,

gidip bakmadım,

gömdüm ihanetleri../....başında kimse ağlamasın.

dünde bıraktım saflığımı, acı(ya)madım.

......seviştikten sonra bile aynı bakabiliyorsa sevgilinin gözleri ruhuyla sevişmiş demektir.

aldanmak....her sevdanın dayandığı ibre

ki hiç bir zaman sevişmedik aslında

sadece bedenlerimize ninni söylettik gözlerimizi kapatmadan önce

temizledik akıttığımız ağdalı çoşkuları

sonrası uyanış. Gözler aynı bakmıyor sabahları

ey kıvrımlarının debisi çağlayan acuze

Kan(a)ma bu sefil tapınmalara

bedenimde uyu

gözlerimde uyan

içindeyim. Dışında olamayacak kadar.

......çığlık atan kavuşmaların dili tutuldu....herşey bir anda değişebiliyor, saç telinin rengi bile,.....koynundayım dalgaların,göğsümü gıdıklıyor sarnıçlarımdaki serseri çocukluğum. Gözyaşlarımı çekinmeden içti la minör haylazlıklar......açıldı göz kapaklarım....görüyorum.

tahrik oldu hırsım

soyunuyorum kalpazan bakışlardan.

Deli yanımı tuttun ey hayat....Lades......

                                               Pelin  Onay

BİZ İKİ YÜREK ACEMİSİ

biz iki yaban çiçeğiydik

kendi yarattığımız

dağların arasında kalan

derin uçurumda açan

ve kör bir inat uğruna

vazgeçip tüm mavilerden

birbirinden habersiz

birbirine ağlayan

 ''iki çocuk ''

aşkın kayıp gittiğini farkedemeyen avuçlarından

 ''İki yürek acemisi.''

onca zaman tutunup anılara

marquez yapıp hayata

direnen tüm yürek sızılarına

 ''iki sevda özürlüsü.''

hiç durmadan ağlasak şimdi

bağırsak avaz avaz bunca yıla

yoz diye dudak büktüğümüz sevda sözlerini

bıraksak kapılarımıza

beklesek limanları

''asi iki martı'' gibi

döner mi yeniden geriye

birlikte kuramadığımız hayatı taşıyan

gemi............

Aşk'ı infaz

Yani ben umudum

Yani bilinen bir hayat,

Bilinen bir hayatta,

Açıklaması olmayan bir yolculuktum,

Belki taşınacaktı belki yaşanacaktı içimde aşklar,

Oysa ben hala aşkına pembe yanaklı bir çocuktum,

Çocukluktum yani,

Toprağın,

Tozun,

Rüzgarın ardına saklanan,

Sevdalarına sabah dokunuşlarını hapseden,

Bir suçluluktum,

Yani ben,

Bildiğin,

Umuttum,

Hasret kurgusu taşıyan buluşmalarda,

Avuçlarına,

Gözyaşı taşıyan yaralı bir kuştum,

Yüreği elinde binlerce beden arasında,

Bir sana,

Bir seni bende yaşayan aşkına tutulmuştum,

Yani gözlerin,

Yani ellerin,

Yani gecelerce sevdalısına ağlayan bütün özlemlerin,

Geride bıraktığı zamanlarına,

Çocukluğumdan koşturmuşum,

Ben umut,

Bilinen bir hayat,

Bilinen bir hayatta,

Bilmediğin bir mutluluktum.....

                                                   Birkan Askan

 

 

Kendime Öğüt

Uslanma hep deli kal

Büyüme sakın çocuk kal

Es deli deli böyle kal.

Son harmanında sevdanın

Tüken savrula savrula kal

Suçüstü bulmalı ölüm

Ölürken de sevdalı kal.....

 

ERTELENEN SEVDALAR

Ertelenen sevdaların

Bedelini ödemiyor yaşam.

O zaman şimdi,

Sımsıkı tutup yüreklerimizi

Birkez daha yitirmemek için geleceği.

Suskunluğu bozmanın zamanı gelmedi mi?

Özlemek yetmiyor,

Özlemleri sıraya koymak gerek.

Hikayenin bu yerinde,

Varsayımlar üzerine kurulan gelecekte

Eğilmeden,

Bükülmeden varabilmek için hedefe

Kaçakçısı olmadan duyguların,

Yakalayabilirsek birlikteliği,

Bugünde bizim,

Yarında...

                      Tayfun  Talipoğlu