Sen susarsın
Bir bıçak ucu yeşerir içimde
Tam orta yerinde yüreğimin......
aşkın adı
kabul etmek olmalı
kanatlı acılarla uykusuz geceleri
hasretin ölümcül sislerini
ağrılı bir yüreğin
ağlamaklı kuşkuları arasında
ışıklı bir sabırla durarak
sonra küçük bir sevinçte
beklemeyi unutarak
aşkın adı
kabul etmek olmalı
Güler Kazmacı
Gözlerimi kan çiçeklerine adadım
Su perilerine arka çıkaraktan
Cevap bekleyen soruların
Belkilerin arkasına sığınıp
yüreğimin en tenha köşesinden çıkartıyorum
Bana yeminler ettirecek ne varsa.
Gündüzü geceye
Geceyi gündüze ekleten.
Gece sabaha gebe
sancılar içinde tanyeri
gözlerim korkak bir tanık
yarı uykulu, huzursuz
telaş içinde düşlerim
uzak ufukların sıkıntısında
nefes alma çabasında ruhum
hadi artık
bekleyişin zamanı çoktan doldu
gün doğsun artık ellerime
ses duyulsun
yaşama dair
bir umut bağırıyor yüreğimde.
İki bıçak seç kendine
Biri yaralamak için
Biri öldürmek
Pusu kur gözlerinin
Karanlık gölgesine
Biri sevmek için
Biri ihanet
İki yürek seç kendine
Biri yaşamak için
Biri gizlenmek
Bir korkak, bir kaçak, bir firar
Kaç kişisin sen sevdiğim çocuk
İçimdeki bıçak iki kere daha dönüyor
Olduğu yerde
Kalırsan sel basar yataklarımı
Gidersen uçurum çiçekleri açar kalbimde
Kimi zamanlar olur sevgilim
İki bıçak bile yetmez bir tek ölüme.
Murathan Mungan
Ben hep çabuk çekilen tetiğe yaşadım
Yemin ettim.
Yüreğimdeki ve bedenimdeki
bütün yaralar adına
Yüzünün kuyusuna düştüğüm kuytuda
Sana olanca aydınlığımla ve karanlığımla baktım.
aşktan yorgun düştü dinim
dağıldı kehribarım
gül be buğday yetiştiren
Ömrüm adına yemin ederim ki:
Ben seçmedim bu ölümü
Kaçmasan vurmayacaktım.
Murathan Mungan
biz iki yaban çiçeğiydik
kendi yarattığımız
dağların arasında kalan
derin uçurumda açan
ve kör bir inat uğruna
vazgeçip tüm mavilerden
birbirinden habersiz
birbirine ağlayan
''iki çocuk ''
aşkın kayıp gittiğini farkedemeyen avuçlarından
''İki yürek acemisi.''
onca zaman tutunup anılara
marquez yapıp hayata
direnen tüm yürek sızılarına
''iki sevda özürlüsü.''
hiç durmadan ağlasak şimdi
bağırsak avaz avaz bunca yıla
yoz diye dudak büktüğümüz sevda sözlerini
bıraksak kapılarımıza
beklesek limanları
''asi iki martı'' gibi
döner mi yeniden geriye
birlikte kuramadığımız hayatı taşıyan
gemi............
Demem şu ki sevgilim
Bir yerinde yaşamın birileri
Bittiğini anlatıyorsa durmadan sevdaların,
Ve az biraz
Tutunduğumuz yerinden
Batıyorsa yüreğimize
Direnmek gerek.
Direnmek gerek ki
hem de nasıl.
Hani diyor ya usta
''O güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler.''
Gitmemişler....
Gittilerse de dönmüşler.
Sevdaları zulalarında,
Konuşacakları günü beklemektedirler.
Tayfun Talipoğlu